Savaşın gölgesinde bir çocuk: Muhammed’in karanlığa mahkum hayatı

Gazze'de patlamamış bir mühimmatın kurbanı olan küçük Muhammed, görme yetisini kaybetti. Tedavi umuduyla sınır kapılarının açılmasını bekleyen binlerce yaralıdan sadece biri.
Gazze’de devam eden çatışmaların ardından geride kalan tehlikeli mühimmatlar, en savunmasız olanları, yani çocukları vurmaya devam ediyor. Bu trajik olaylardan birinin mağduru olan küçük Muhammed Avde, yaşanan büyük insani krizin sessiz ama en acı çığlığı haline geldi.
Ekim 2023’ten bu yana süregelen saldırılar, bölgenin her köşesini ölümcül tuzaklarla doldurdu.. Bir patlama sonucu görme yetisini ve sol elindeki parmaklarını kaybeden Avde, bugün kendi evinde, kendi dünyasında tamamen karanlığa mahkum bir şekilde yaşam mücadelesi veriyor.. Onun hikayesi, sadece fiziksel bir kayıptan ibaret değil; bir çocuğun elinden alınan geleceğin ve çocukluğun hikayesidir.
Karanlıkta yankılanan yardım çığlığı
Muhammed, yaşadığı o korkunç anı tarif ederken sadece bir mağdur değil, aynı zamanda savaşın anlamsızlığını yüzümüze vuran bir tanık gibi konuşuyor: “Artık annemin yüzünü göremiyorum, küçük ellerim oyuncaklarıma dokunamıyor.” Bu cümleler, bölgedeki insani dramın ne denli derinleştiğini tek başına özetliyor.. İşgalin ardında bıraktığı kalıntılar, sadece binaları değil, küçük bedenlerin ışığını da söndürdü.
20 bin yaralının ortak kaderi
Bugün Gazze genelinde, Avde gibi tıbbi yardıma ulaşamayan yaklaşık 20 bin hasta ve yaralı bulunuyor.. Sağlık sisteminin çöküşü ve İsrail’in sınır geçişlerine getirdiği katı kısıtlamalar, tedavinin hayati önem taşıdığı vakaları birer sayıya indirgiyor.. Refah Sınır Kapısı’ndaki bürokratik engeller, aslında birer yaşam kapısı olması gereken geçişleri, umutsuz bir bekleyiş noktasına dönüştürdü.
Uluslararası kamuoyu, bu tür bireysel trajediler üzerinden bölgedeki krizin boyutlarını tekrar değerlendirmek zorunda.. Bir çocuğun tedavi hakkının, siyasi veya askeri stratejilerin önüne geçememesi, modern dünyanın etik sınavıdır.. Muhammed’in beklediği o tedavi, sadece gözlerinin açılması değil, aynı zamanda uluslararası toplumun insanlık onurunu koruyup koruyamayacağının da bir göstergesidir.. Eğer sınırların kapalı kalması, küçük bir çocuğun ömür boyu karanlıkta yaşamasına sebep oluyorsa, burada sadece fiziksel bir engel değil, vicdani bir tıkanıklık söz konusudur.. Misryoum olarak takip ettiğimiz bu süreçte, yardım çağrılarının bir an önce karşılık bulması, sadece tıbbi bir gereklilik değil, vicdani bir sorumluluktur.