İşçi sınıfı yeniden siyasetin merkezine dönmeli

Doğan Ergenç, neoliberal politikaların yarattığı eşitsizliklere dikkat çekerek, solun kimlik siyasetini bırakıp yeniden işçi sınıfına odaklanması gerektiğini vurguluyor.
20.. yüzyıl, işçi sınıfının hak arayışında elde ettiği kazanımlarla tarihe damgasını vurmuş, emeğin siyasi iktidarlar üzerinde söz sahibi olduğu bir dönem olmuştur.. Özellikle 1917 Ekim Devrimi, işçilerin ve köylülerin siyasi arenada başrolü üstlendiği ve eğitimden barınmaya kadar temel haklarda devrim niteliğinde adımlar attığı bir dönüm noktası olarak öne çıkıyor.
Batı dünyasında ise savaş sonrası yükselen işçi mücadelesi ve küresel kutuplaşmanın etkisiyle sosyal devlet anlayışı güçlenmiştir.. Bu dönemde kapitalizm, Sovyetler Birliği gibi güçlü bir alternatif tehdidine karşı daha insancıl bir çehre kazanmaya zorlanmış, halkçı politikalar pek çok coğrafyada kendine yer bulmuştur.
✔ Bu tarihsel perspektif, ekonomik düzenin sadece sermaye odaklı değil, toplumsal refahı önceleyen bir yapıyla yönetilebileceğini göstermesi açısından büyük önem taşımaktadır.
Üçüncü Dünya ülkelerinde de benzer bir rüzgâr esmiş, Nasır’ın Arap sosyalizmi gibi karma ekonomi modelleri emekçinin yanında duran bir yaklaşımı benimsemiştir.. Ancak 20.. yüzyılın sonlarına doğru neoliberal birikim rejimine geçiş ve Sovyetler Birliği’nin dağılmasıyla birlikte, kamuculuk ve halkçılık temelli bu yapı hızla erimeye başlamıştır.
Misryoum analizlerine göre; özelleştirmeler, sendikal faaliyetlerin baskılanması ve kamu harcamalarının kısıtlanması, işçi sınıfını siyasal alanda derin bir yalnızlığa itmiştir.. Bu yeni dönemde sosyal demokrat partiler dahi neoliberal piyasa ekonomisine entegre olarak, geleneksel sınıf politikalarından uzaklaşmaya başlamıştır.
Gelinen noktada sol siyaset, sınıf mücadelesini ihmal ederek kimlik siyasetine ve postmodern tartışmalara hapsolmuştur.. Chantal Mouffe’un da dikkat çektiği üzere, geçmişte ihmal edildiği düşünülen kesimler yer değiştirmiş, günümüzde ise tamamen dışlanan ve göz ardı edilen ana unsur işçi sınıfının talepleri haline gelmiştir.
Günümüzdeki derin eşitsizlikler, insanların en temel ihtiyaçlarını dahi karşılamakta zorlandığı bir tablo ortaya çıkarmıştır. Bu durum, toplumsal düzenin yeniden emekten yana ve kamucu bir bakış açısıyla şekillendirilmesi gerekliliğini ortaya koymaktadır.
✔ İşçi sınıfının siyasette yeniden güçlenmesi, neoliberal politikaların yarattığı toplumsal adaletsizliklerin giderilmesi ve sürdürülebilir bir gelecek inşa edilmesi için kritik bir adım olarak görülmektedir.