Putin’den Sürpriz Barış Açılımı ve Trump’ın Ateşkes Hamlesi

Oberst Markus Reisner, 17.05.2026 – Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, ilk kez olası bir savaşın sonlanabileceğine dair açık bir mesaj vererek uluslararası arenada şaşkınlık yarattı.
Putin’in Moskova ile Kiev arasında olası müzakerelerde, eski Alman Şansölyesi Gerhard Schröder’in arabulucu olması yönündeki önerisi Almanya’da sert tartışmalara yol açtı.
Askeri analist Oberst Markus Reisner, ntv’ye verdiği röportajda, „Putin barıştan bu kadar açıkça ilk kez bahsediyor; daha önce bu kadar net duymamıştık“ ifadelerini kullandı.
Ancak, Schröder’in tek başına bu göreve getirilmesine Berlin yönetimi sıcak bakmadı.
Reisner’e göre, şimdi ise Almanya Cumhurbaşkanı Frank-Walter Steinmeier’in de Schröder ile birlikte bir arabulucu ikili oluşturma ihtimali tartışılıyor.
Özellikle Schröder’in Putin ile yakın ilişkileri, Almanya iç siyasetinde hassas bir konu olmaya devam ediyor.
Steinmeier de Rusya ile yakınlığı nedeniyle eleştirilerin hedefinde.
Reisner, Nord Stream 2 projesi ve Minsk Anlaşması’nın başarısızlığına da dikkat çekerek Almanya’nın bu süreçteki rolünü hatırlattı.
Reisner, Putin’in barış girişimini yalnızca bir propaganda hamlesi olarak görmemek gerektiği uyarısında bulundu ve bu defa farklı bir tablo olduğunu savundu.
En çok dikkat çeken hususlardan biri ise Donald Trump’ın rolü.
Reisner, eski ABD Başkanı Trump’ın devreye girmesinin, yakın zamandaki ateşkesin sağlanmasının ana nedeni olduğunu belirtti.
„Putin tek başına Ukrayna’yı ateşkese ikna edemedi; bunu sağlamak için ABD Başkanı Trump’ın müdahalesi gerekti“ dedi.
9 Mayıs Zafer Günü etrafında sağlanan ateşkes genel olarak korunurken, iki taraf da münferit saldırılar olduğunu rapor etti.
Reisner, bu tür ateşkeslerde küçük çaplı çatışmaların kaçınılmaz olduğunu söylerken, asıl önemli olanın; ne Ukrayna’nın ne de Rusya’nın karşı taraftan büyük çaplı saldırılar bildirmemesi olduğunu vurguladı.
Savaşın insani maliyeti ise ürkütücü boyutlarda.
Rus bağımsız kaynakları Mediazona ve Meduza’ya göre, şimdiye dek yaklaşık 352.000 Rus askeri yaşamını yitirdi.
Reisner, bu rakamların güvenilir olduğunu belirtti.
Aynı kaynaklarda, Ukrayna tarafında ise ölü ve kayıp asker sayısı yaklaşık 250.000 olarak bildiriliyor.
Reisner’e göre, bu rakam ABD istihbaratının yıllar içinde yayınladığı verilerle de örtüşüyor.
Gerçek kayıp sayısının, yaralılar da dahil edildiğinde çok daha yüksek olduğunu ifade eden Reisner, Ukrayna’nın bu konuda rakamları net olarak paylaşmadığını söyledi.
Reisner, “Zelenskiy, 55.000 askerin öldüğünü açıkladı ancak kayıp olan ve muhtemelen hayatını kaybetmiş askerlerin sayısı bundan çok daha yüksek.
Bunun nedeni, son yıllarda Rusların Ukrayna topraklarında sürekli ilerlemesi,” şeklinde konuştu.
Teknolojik gelişmelerin savaşın şeklini değiştirdiğine işaret eden Reisner, Ukrayna’nın yeni uzun menzilli dronları ve seyir füzeleriyle Rus topraklarındaki hedefleri, hatta cepheden 1.500 kilometre uzaktaki noktaları bile vurabildiğini söyledi.
Özellikle „Flamingo“ adlı Ukrayna üretimi silah sistemlerinin ve Batılı istihbarat desteğinin, Ukrayna’nın savaşın beşinci yılında bile Rusya’ya ciddi baskı kurmasını sağladığını belirtti.
Moskova’nın bu saldırılar karşısındaki savunmasızlığı ise son zafer geçidinde pankersiz askeri tören düzenlenmesiyle bir kez daha gözler önüne serildi.
Reisner, “Moskova artık başkentte dahi Ukrayna saldırılarına karşı etkin bir koruma sağlayamıyor.
Böyle gösterişli bir etkinlikte yaşanacak isabet, Rus kamuoyunda ’savaş başka bir yerde, uzakta sürüyor‘ algısını yerle bir edebilirdi.
Putin-Trump arasındaki telefon görüşmesinden sonra ABD, Kiev’e baskı uygulayarak saldırıların önlenmesini sağladı.“ değerlendirmesinde bulundu.
Cephede ise dronların taktik düzeyde yarattığı etkiler büyük.
Ukrayna’nın bol miktarda insansız hava aracı ile Rus ilerlemesini sekteye uğrattığı veya durdurduğu, bu yüzden Kremlin’in cephe baskısını farklı bölgelere kaydırmaya çalıştığı ifade ediliyor.
Reisner, bunun Rusya’nın ilkbahar aylarında kurduğu savaş üstünlüğünü önemli ölçüde kırdığını belirtti.
Tüm bu gelişmeler sonucu, cephede bir çıkmaz ortaya çıktı.
Artık ne Rus ne de Ukrayna birlikleri korunaklı mevzilerden çıkabiliyor.
“Cam gibi izlenen savaş alanında öne çıkan herkes, on binlerce dronun hâkim olduğu ölüm bölgesinde ağır kayıplar verme riskiyle karşı karşıya,” diyen Reisner’e göre, Putin’in bir anda müzakere sinyali vermesinin nedeni de bu olabilir.
Ukrayna’nın, teknolojik gelişmeler sayesinde Rusya’nın yıpratma stratejisine karşı denge kurmayı başardığı düşünülüyor.
Her şeye rağmen Moskova, savaş hedeflerinden taviz vermiş değil.
Ancak Reisner, “Rusya’da da operasyonel ilerleme beklentilerin çok gerisinde.
Bu, Putin’in ve yönetiminin mevcut durumu tekrar düşünmesine neden oldu, bence bu sürecin izlerini görüyoruz,” değerlendirmesini yaptı.
Putin, Trump, Ukrayna savaşı, ateşkes, Markus Reisner, arabuluculuk