Rubio’nun Diplomatik Trafiği: Mısır ve Hollanda Gündemde

Dışişleri Bakanlığı binasının o bitmek bilmeyen, hafif rutubetli ve kahve kokan koridorlarında yine yoğun bir hareketlilik vardı dün. Marco Rubio’nun ajandası ise bir hayli kabarıktı; önce Mısır Dışişleri Bakanı Bedr Abdulati, ardından da Hollandalı meslektaşı Tom Berendsen ile masaya oturdu. Yani anlayacağınız, diplomasi çarkları durmaksızın dönüyor, bazen yetişmek bile zor oluyor.
Misryoum tarafından paylaşılan bilgilere göre, Rubio ve Abdulati arasındaki görüşme oldukça geniş bir yelpazeyi kapsadı. İşin içinde İran ile geçici ateşkes meselesi var, bir de Orta Doğu’da hani o çokça konuşulan ama bir türlü tam manasıyla ulaşılamayan “uzun vadeli barış” konusu. Sudan’daki insani kriz için harcanan çabalar da unutulmamış. Aslında Sudan meselesi biraz daha karmaşık tabii, ne kadar yol alınabilir emin değilim.
İlginç bir nokta da Trump’ın meşhur 20 Maddelik Gazze planı. Görüşmede bu plan ekseninde Hamas’ın silahsızlandırılmasına dair ortak adımlar konuşulmuş. Tabii sadece güvenlik değil, işin ticari tarafı da var; ekonomik ilişkileri nasıl güçlendiririz, nasıl daha ileri taşırız? Fikir alışverişi yapılmış işte.
Ardından sahneye Hollanda Dışişleri Bakanı Tom Berendsen çıktı.
ABD’ye resmi bir ziyaret gerçekleştiren Berendsen ile Rubio, İran başlığını burada da masada tutmaya devam ettiler. Açıkçası, İran meselesi her iki görüşmenin de merkezinde gibi duruyor; belki de bölgedeki tansiyonun nereye evrileceğine dair ortak bir kaygı hakimdir—veya belki de sadece koordinasyon şarttır.
İkili ilişkiler, yakın işbirliği taahhütleri… Standart diplomatik söylemler bunlar aslında. Yine de tarafların birbirine olan bağlılığını vurgulaması, günün sonunda bir nevi “biz hala buradayız” mesajı gibi okunabilir. Aslında dünya siyaseti çok yavaş ilerliyor gibi görünüyor ama işin mutfağında konuşulanlar bazen gerçekten çok şeyi değiştiriyor, tabii sonuçlarını görebilirsek.