Turkey News

İsrail asıllı profesörden Siyonizme Gazze tepkisi: Holokost’un cevabı bu olamaz

Brown Üniversitesi'nden Prof. Omer Bartov, Gazze'deki durumu soykırım olarak tanımlayarak Siyonizmin mevcut ideolojik yapısını sert bir dille eleştirdi.

Brown Üniversitesi Holokost ve Soykırım Çalışmaları Profesörü Omer Bartov, son dönemde kaleme aldığı “İsrail: Ne Yanlış Gitti?” adlı kitabında, Siyonizm ideolojisinin nasıl radikal bir dönüşüm geçirdiğini gözler önüne seriyor.

Bartov, Gazze’de yaşanan trajik tablonun, 1948 tarihli Soykırımın Önlenmesi ve Cezalandırılması Sözleşmesi’ndeki kriterlerle birebir örtüştüğünü savunuyor.. Ona göre Siyonizm, tarihsel bağlamından koparılarak militarist, ırkçı ve şiddet odaklı bir yapıya dönüştürülmüş durumda.. Akademisyene göre bu durum, sadece bölgedeki siviller için değil, İsrail’in kendi toplumsal yapısının ahlaki temelleri için de büyük bir tehdit oluşturuyor.

Holokost'un gölgesinde bir ideolojik kriz

Profesör Bartov’un analizinin merkezinde, Holokost travmasının bir meşruiyet aracı olarak kullanılması yer alıyor.. “Siyonizm Gazze’de soykırıma yol açabiliyorsa artık bir ideoloji olarak varlığını sürdüremez,” diyen Bartov, tarihteki yıkıcı ideolojilerle paralellik kuruyor.. Onun bakış açısına göre, bir halkın yaşadığı acının başka bir halka yaşatılması, Holokost’un tarihi dersiyle tamamen çelişiyor.. Bu eleştiri, İsrail’in “kendini savunma hakkı” söyleminin, sivillere yönelik sistematik yok etme politikalarını perdelemek için kullanıldığını iddia ediyor.

Biden yönetiminin sessizliğine dair çarpıcı iddia

Siyasi arenada ise gözünü ABD yönetimine çeviren Bartov, eski Başkan Joe Biden ve Dışişleri Bakanı Antony Blinken’ın çözüm üretme noktasında pasif kaldığını vurguluyor.. Ona göre, ABD’nin elindeki diplomatik imkanlar, İsrail üzerindeki baskıyı artırarak çatışmayı saatler içinde sona erdirebilirdi.. Ancak bu siyasi iradenin eksikliği, Gazze’deki sahadaki yıkımı daha da derinleştirdi.

Etnik temizlikten soykırıma giden yol

Bartov, Mayıs 2024 itibarıyla sahadaki eylemlerin Hamas’ı etkisiz hale getirme amacını aştığını belirtiyor.. Hastanelerin, okulların ve temel enerji altyapısının hedef alınmasını, “Gazzelilerin varlıklarını sürdürememelerine yönelik bir girişim” olarak tanımlıyor.. Profesörün analizi, etnik temizlik için kaçış alanı bulamayan bir grubun, bu imkansızlık içerisinde soykırımın doğrudan hedefi haline geldiğini işaret ediyor.. Bu durum, yalnızca askeri değil, hukuki ve ahlaki açıdan da hiçbir mazeretin kabul edilemeyeceği bir noktayı temsil ediyor.

Bu görüşler, uluslararası toplumun İsrail-Filistin meselesine yaklaşımını yeniden şekillendirme potansiyeline sahip.. Misryoum olarak takip ettiğimiz üzere, akademisyenlerin bu tür radikal eleştirileri, sadece İsrail içindeki değil, dünya genelindeki Yahudi entelijansiyası arasındaki kırılmayı da gözler önüne seriyor.