İran’dan ABD’ye savaşı sona erdirme teklifi: Hürmüz Boğazı gündemde

İran, nükleer müzakerelerin gelecekte yapılması şartıyla Hürmüz’ün yeniden açılmasını ve çatışmanın sona ermesini teklif etti. ABD tarafında ise Trump’ın memnun olmadığı iddia ediliyor.
Orta Doğu’da gerilimin çözülmesine dönük yeni bir diplomasi hamlesi gündemde. İran’ın ABD’ye ilettiği teklifte, Hürmüz Boğazı’nın yeniden açılması şartı öne çıkıyor.
İran, nükleer programına ilişkin müzakerelerin “gelecekte bir tarihte” ele alınması şartıyla ABD’ye yeni bir teklif gönderdiğini duyurdu.. Teklifin merkezinde, Hürmüz Boğazı’nı yeniden açmak ve bölgedeki çatışma riskini azaltarak savaşı sona erdirmek hedefi bulunuyor.. İran’ın hamlesinin ABD tarafında nasıl karşılandığı ise tartışma yaratıyor.
Beyaz Saray Sözcüsü Karoline Leavitt, teklifin ABD’ye ulaştığını doğrulayarak, Başkan Donald Trump’ın konuyu üst düzey ulusal güvenlik danışmanlarıyla görüştüğünü belirtti.. Ancak bazı haber akışlarında, Trump’ın bu tekliften memnun olmadığı ve İran’ın nükleer meseleye yeterince doğrudan girmediği gerekçesiyle teklifi olumlu karşılamadığı iddia edildi.. Bu noktada ayrışma, aslında iki tarafın öncelik sıralamasından kaynaklanıyor: İran “önce gerilimi düşürme” yolunu ararken, ABD “nükleer kapıyı kapatacak netlik” istiyor.
Diğer yandan ABD Dışişleri Bakanı Marco Rubio da İran’la anlaşma ihtimalini değerlendirirken, her türlü anlaşmanın İran’ın nükleer silah edinmesini kesin biçimde engellemesi gerektiğini vurguladı.. Rubio, İran yönetiminin ABD ile anlaşmaya varma konusunda “ciddi” olduğunu düşündüğünü söylerken, Tahran’da karar mekanizmasının çoğunda yer alan isimlerin aşırılıkçı eğilimleri olduğunu da ifade etti.. Buna rağmen Rubio, mevcut koşulların İran liderlerini adım atmaya zorladığını savundu.. Bu çerçeve, “diplomasi var ama bedeli büyük” yaklaşımını özetliyor.
Misryoum açısından bakıldığında mesele, yalnızca tek bir teklifin kabul edilip edilmemesinden ibaret değil.. Hürmüz Boğazı, sadece bölgesel bir geçiş hattı değil; enerji akışı ve deniz güvenliği açısından küresel ekonomi için de hassas bir düğüm noktası.. Bu nedenle boğazın yeniden açılmasına dönük bir adım, gerilimi kısa vadede yatıştırma potansiyeli taşısa da, nükleer konuda net ilerleme sağlanmadan kalıcı bir istikrara dönüşmeyebilir.
İran’ın diplomasi trafiğini sürdürmesi de bu resme ekleniyor.. İran Dışişleri Bakanı Abbas Arakçi, Umman ve Pakistan ziyaretleri sonrası Rusya’da Devlet Başkanı Vladimir Putin ile bir araya geldi.. Putin, İran’ın dini lideri Mücteba Hamaney’den bir mesaj aldığını belirtirken, Rusya’nın İran halkının bu zor dönemi atlatacağına ve barışın yeniden hakim olacağına dair umudunu dile getirdi.. Putin ayrıca, Rusya’nın İran ve bölgedeki diğer ülkelerin çıkarları doğrultusunda atacağı adımları sürdüreceğini ifade etti.. Arakçi ise iki ülke arasındaki stratejik ortaklığa vurgu yaparak, bu ilişkinin güçlenerek devam edeceğini söyledi.
Moskova ve Tahran arasındaki ilişkilerin geçmişi de, bu tür görüşmeleri anlamlandırmayı kolaylaştırıyor.. İki ülke arasında geçen yıl 20 yıllığına stratejik ortaklık anlaşması imzalanmıştı.. Böyle bir zeminde İran’ın ABD ile yürüttüğü diplomasiyle Rusya ile derinleştirdiği temasların aynı anda devam etmesi, Tahran’ın “birden fazla kanaldan manevra alanı oluşturma” arayışını düşündürüyor.
Peki bu teklif, sahaya ne yönden yansıyabilir?. Hürmüz’le ilgili bir açılım sinyali, deniz güvenliği risklerini ve ticari rota belirsizliğini azaltma yönünde beklenti yaratabilir.. Ancak ABD tarafının temel beklentisi nükleer konuda bağlayıcı ve denetlenebilir bir çerçeve.. Bu çelişki giderilmeden, “geçici yumuşama” ile “kalıcı çözüm” arasında bir zaman farkı oluşması olası.. Bu da bölgedeki aktörlerin, sonraki adımı kimin somutlaştıracağına odaklanacağı anlamına geliyor.